
Kararlarımızı belirleyen "kanaat" ,eğer diri bir iman ve hedefe dair itikat taşımıyorsa her türlü dış müdahaleden ve iftira ve isnattan etkilenir.
Düne kadar hiç şüphe duymadığınız ve asla böyle bir alçaklık yapılmayacağına inandığınız kuruma karşı yapılan infaza karşı iç dünyanızda bu kadar kolay değişmeler olabiliyorsa, sizin olayı değil aslında cidden kendinizi sorgulamanız gerekir.
Deniz Feneri bir müessesedir. Ben şahsen Almanya'da ki niyet ile Türkiye'deki niyetin birbirinden farkı olduğunu düşünmüyorum. Yani nasıl ki, bir tv proğramının adından bir kaç poşet gıda paketinden başlayan bu hareket dev bir yapı haline gelip müesseseleşebildiyse , bu aslında niyetlerin doğruluğundan ve bu niyetin başkaları tarafından da doğru okunduğundandır.
İsnat edilen suçların doğru olması mümkün olmaz mı?.. Elbette olabilir..Fakat bu, Deniz Feneri'nin burada da orada da kuruluş niyetini değiştirmez ve o kuruma saygı ve muhabbet duymamızı engellemez. Çünkü, işlenen kusur ya da varsa suç, kurumsal bir kimliğe büründürülmez.
Deniz Feneri' davasının Almanya boyutundaki ana niyet, Alman milli sermayesinin orada yaşayan müslümanlar eliyle bir yapı içinde toplanması ve bunun muhtelif yeni oluşumlara dönüştürülmesine tepkidir. Hiç bir milli devlet , içindeki "azınlıkların(!)" öz sermayeyi toparlayıp bir çuvalla doldurmasını ,yarın başına bela olacak bir büyüklük haline gelmesini istemez. Yani Almanya açısından mesele, bu derneğin gayrı meşru harcaması değil, bir gemi alabilecek kadar büyümesidir. Dolayısı ile "Alman Derin Devleti" nin bu konuya bakışı ve daha önceki "Yeşil Sermaye" yapılanmasındaki "T.C Derin Devleti "ile eş güdümlü hareket etmesi ve birbirlerine lojistik destek sağlamasının sebebi de zaten budur . . .
Bu, aslında önceden çalışılmış bir oyundur. Bir taraftan bu yolla iktidarı vurmak isteyenler vardır, diğer yandan da böyle bir "başa bela" büyümelerin önüne geçilmelidir. Oysa, ortada eğer varsa bir suç, bu kurumun değil, suçu işleyenlerin şahsi suçudur. . . .
Velhasılı, "kırılgan ve cıvık" bir zihin yapısından sıyrılıp, en ufak rüzgarda çerçöp olacak kadar zayıf, pespaye, ucuz ve kanaatleri hemen değişebilecek kadar "sokma akıllı" olmaktan kurtulalım.
Düne kadar hiç şüphe duymadığınız ve asla böyle bir alçaklık yapılmayacağına inandığınız kuruma karşı yapılan infaza karşı iç dünyanızda bu kadar kolay değişmeler olabiliyorsa, sizin olayı değil aslında cidden kendinizi sorgulamanız gerekir.
Deniz Feneri bir müessesedir. Ben şahsen Almanya'da ki niyet ile Türkiye'deki niyetin birbirinden farkı olduğunu düşünmüyorum. Yani nasıl ki, bir tv proğramının adından bir kaç poşet gıda paketinden başlayan bu hareket dev bir yapı haline gelip müesseseleşebildiyse , bu aslında niyetlerin doğruluğundan ve bu niyetin başkaları tarafından da doğru okunduğundandır.
İsnat edilen suçların doğru olması mümkün olmaz mı?.. Elbette olabilir..Fakat bu, Deniz Feneri'nin burada da orada da kuruluş niyetini değiştirmez ve o kuruma saygı ve muhabbet duymamızı engellemez. Çünkü, işlenen kusur ya da varsa suç, kurumsal bir kimliğe büründürülmez.
Deniz Feneri' davasının Almanya boyutundaki ana niyet, Alman milli sermayesinin orada yaşayan müslümanlar eliyle bir yapı içinde toplanması ve bunun muhtelif yeni oluşumlara dönüştürülmesine tepkidir. Hiç bir milli devlet , içindeki "azınlıkların(!)" öz sermayeyi toparlayıp bir çuvalla doldurmasını ,yarın başına bela olacak bir büyüklük haline gelmesini istemez. Yani Almanya açısından mesele, bu derneğin gayrı meşru harcaması değil, bir gemi alabilecek kadar büyümesidir. Dolayısı ile "Alman Derin Devleti" nin bu konuya bakışı ve daha önceki "Yeşil Sermaye" yapılanmasındaki "T.C Derin Devleti "ile eş güdümlü hareket etmesi ve birbirlerine lojistik destek sağlamasının sebebi de zaten budur . . .
Bu, aslında önceden çalışılmış bir oyundur. Bir taraftan bu yolla iktidarı vurmak isteyenler vardır, diğer yandan da böyle bir "başa bela" büyümelerin önüne geçilmelidir. Oysa, ortada eğer varsa bir suç, bu kurumun değil, suçu işleyenlerin şahsi suçudur. . . .
Velhasılı, "kırılgan ve cıvık" bir zihin yapısından sıyrılıp, en ufak rüzgarda çerçöp olacak kadar zayıf, pespaye, ucuz ve kanaatleri hemen değişebilecek kadar "sokma akıllı" olmaktan kurtulalım.
Deniz Feneri "yüzyılın İyilik Hareketi"dir.
Almanya'da da , Burada da.
Almanya'da da , Burada da.
Ahmet Ali KOÇ